Diyalektik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Diyalektik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

31 Aralık 2014 Çarşamba

Diyalektiğin dansı!

H.GÜRER
30 Aralık 2014
“Diyalektiği anlamak,
değişim/dönüşüm ve hareketin sürekliliğini,
karşıtların birliğini ve çatışmasını anlamaktır!” H.GÜRER

Her ömür kendi gençliğini soluyor. Kaç yaşında olduğunun önemi yoktur! Geçmişin anılarıyla nefes alır her düş. Geçmişin yaşanmışlığı karşısında, geleceğin belirsizliği ‘gece’dir! Oysa, gelecek geçmişin esaretinden kurtulmayı bekler. Umutsuz bir geleceğin gölgesinde kalan yaşamlara dönüştürüldü insanlık. Bu yüzden gelecekleri belirsizleştirildi, korkularla örüldü, umutları kötürümleştirildi, düşleri acıya boğuldu, hayal kurma yetileri yok edildi, gelecekleri ellerinden alındı! Geçmişle yaşamaya itildi insanlık.  Geçmişle yaşasın, hayal kuramasın, geleceği hedefleyemesin diyeydi hepsi. Herkes önüne bakar oldu, gök yüzüne, yıldızlara bakmayı unuttu! Şimdi geçmişin ölü, solgun, donuk, anılarıyla oyalanıyor insanlık. Oysa aslolan gelecektir!

29 Nisan 2008 Salı

Düşünüş ve Yaşam Tarzımızda Etkin Olan Felsefi Akım ve Sosyal Pratiğimiz Üzerine (II)

H.GÜRER
29 Nisan 2008

“Herkes insanlığı değiştirmeyi düşünür.
Ama kimse önce kendisini değiştirmeyi düşünmez.[1]

Evet, biz önce değişime kendimizden, sonra ailemizden, sonra çevremizden ve sonra da toplumun çeşitli katmanlarından başlayarak insanlığın bir bütününe kadar değişim diyalektiğini uygulamalıyız. Yani önce değişime kendimizden ve çevremizdekilerden başlamak zorundayız. Aksi halde “Gerçeğin dağlarına umutsuzlukla çıkılmaz.“ diyen düşünür F.Nietzsche’nin bu ifadesinden farkımız kalır mı?

Bir önceki yazımızda doğru düşüncenin ortaya çıkış evresi, soru ve yanıt’ların bizim ve örgütlülüğümüz açısından önemi üzerine durmuştuk.

18 Nisan 2008 Cuma

Düşünüş ve Yaşam Tarzımızda Etkin Olan Felsefi Akım ve Sosyal Pratiğimiz Üzerine (I)

H.GÜRER
18 Nisan 2008

“İnsan bilmediklerinin esiridir,
Öğrendikçe Özgürleşir!”[1]

Genel bir doğru olarak ele alınan ve bildik ifadesiyle düşünme, klasik tanımıyla insanı diğer canlılardan ayıran, (esasen ayırmaz, ‘farklılaştırır’[2], bunun içinde ben cümlemi şu şekilde kurmayı tercih ediyorum) daha özlü ifadesiyle ‘farklılaştıran’ aklın bir fonksiyonudur! Daha basitleştirecek şekliyle ifade edecek olursak, Aklın bağımsız ve kendine özgü bir eylemidir. Bundandır ki İnsanın düşünen bir varlık olduğu söylemi sıkça rastladığımız diğer bir gerçektir.