makale etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
makale etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

21 Ağustos 2018 Salı

“Bayram” mı!?


“Bayram” mı!?
H.GÜRER
21 Ağustos 2018
Barbarlığın realist tasviri bu tabloda! Bu mesele yüzyıllarca 
tartışıldı ve hâlâ da tartışılır yeri geldikçe... Bu yüzden 
empati herkese lazım.... 

Hayvan katliamına “bayram” diyemiyorum. Böylesi büyük bir canlı katliamına “bayram” diyenlerinde aklına şaşıyorum. Bu kısa ve yüzeysel sitemim özellikle de kendisine “aydınım, ilericiyim, demokratım, solcuyum, sosyalistim vs. vs." deyip “bayram mesajı” atanlara! Tüm gün kendisini bu sıfatlarda tanımlayan bir çok dosttan “bayram mesajı” aldım. Her bir mesaj gönderene özelden tek tek düşüncemi yazmaktan yoruldum. Bundandır ki, toplu okunması için bu konuya dair açık düşüncemi ifade eden bu kısa yazıyı paylaşıyorum. Ve “Kurban Bayramı” gibi “tanrılara” “adak adamak” ve “kurban” olarak başka bir canlıyı katletmek gibi inançların genelini kapsayan genişçe bir makale kaleme almanın zamanı geldiğine inanıyorum.

24 Nisan 2018 Salı

Kripto paranın Ekonomi Politiği-IV

Kripto paranın Ekonomi Politiği-IV
H.GÜRER
25 Nisan 2018

Peşin/Cash ödeme devri kapanmak üzere!
Konser, sinema, tiyatro, müze giriş biletlerinden; metro, tramvay, uçak, teren, uber taksi yolculuklarına, online satış mağazalarından, pizza-sushi yemek siparişlerine kadar yaşamın her alanında nakit/cash olmayan elektronik ödemelerle ihtiyaç ve gereksinimler karşılanıyor. Hatta elektronik ödeme ile İstanbul’dan Amsterdam’daki sevgilinize bir demet gül ve hatta başkaca hediye paketleri dahi göndermeniz mümkünken, aynı şekilde İstanbul’dan New York da okuyan çocuğunuza pizza siparişi dahi vermeniz, mahalle bakkalına gidip ekmek almaktan daha basit!

21 Nisan 2018 Cumartesi

Protest müziğe yeni bir nefes; SUSMA…


H.GÜRER

21 Nisan 2018


“Bir miIIeti tutsak etmek isterseniz,
müziğini çürütün…” Confucius

Alev-alev yanan güneşten kopan milyarlarca gezegenden biri olan küçük dünyamızda madde canlılaştı, kendi bilincine vardı. İnsan, ateş yakmayı, demir eritip ona şekil vermeyi, âlet üretip onunla kendini koruyup hayatta kalmayı, onunla toprağı işlemeyi, çalışıp düşünmeyi, dünyayı kavrayıp onu değiştirmeyi ve ona hükmetmeyi öğrendi. İnsan, eylemsel gücüyle doğayı değiştirebilen, ilkel doğayı değiştirerek yepyeni bir doğa; insansal bir doğa inşa etti. Yaşamak için zorunlu görevlerini doğadan ürettiği sayısız âletlere yükleyerek, içinde rahatça yaşayarak düşüncesini, yeteneklerini geliştirecek yepyeni bir doğa kurdu. Organlarının eksikliğini giderdi; kanatları yerine uçak yaptı. Organlarının görevini aştı; göremediği uzaklıkları dürbünle gördü. Organlarının yükünü azalttı; merdivenle çıkacağı yere asansörle çıktı. Böylelikle insan, eylemsel çabasıyla, ilkel doğadan sıyrılarak insansal bir doğa üretti.Bu anlamda insan düşünen, âlet yapan, üreten, değiştirme eylemine sahip olan bir canlıdır. Diğer canlıları evcilleştirmeyi ve toprağı işlemesini öğrenen insan, göçebelikten yerleşik yaşama geçti.

19 Nisan 2018 Perşembe

Kripto paranın Ekonomi Politiği-III

Kripto paranın Ekonomi Politiği-III
H.GÜRER
19 Nisan 2018

Kripto paranın oluşumu

“Para nihayetinde bir algı meselesi”

Adam Smith

Kripto paranın oluşumu için Blockchain sistemini anlamak gerekiyor. Bitcoin’in finansal bir değer olarak popülerleşmesi Blockchain’in arka planda kalmasına neden olsa da, Blockchain sistemi geleceği şekillendirme dinamiklerine sahip. Son yıllarda bir finansal değer olarak dünyanın gündemine giren ve klasik kapitalist iktisat sistemini tehdit eden dijital/kripto paraların; alt yapısını ve üretimini sağlayan, para madenciliğine Blockchain denilmektedir. Blockchain (Blok Zinciri), yüksek teknolojik donanımlı bilgisayarlarda üretilen, kodlar arasında yani veriler arasında bağlantılar (zinciler) oluşturmak anlamına gelir. Ki, coin üretimin esası budur. Bu üretilen blok zincirli kodların bir araya gelmesi ile oluşan her bir veri, coin yani kripto-para olarak adlandırılır. Günümüz Internet dünyasında pek çok alanda (multimedya, haberleşme, web ara yüzü vb.) veri transferi yapılmaktadır. Blokzincir ise, bu verilerin haricinde değer atfettiğimiz varlıkları da transfer etmemizi sağlayan dağıtık bir veritabanıdır. [1] Blockchain teknolojisi ile insanlık tarihinde ilk kez, birbirini hiç tanımayan, yüzünü görmeyen, dünyanın dört bir köşesinde ki insanlar birbirine güven duyabilir ve birebir işlem yapabilir. Bu güven büyük kurumlar aracılığıyla değil, iş birliğiyle, şifreleme ile, bir çeşit akıllı kodlama ile oluşturuluyor.  

13 Nisan 2018 Cuma

Kripto paranın Ekonomi Politiği-II

Kripto paranın Ekonomi Politiği-II
H.GÜRER
14 Nisan 2018

“Değer” nasıl ortaya çıkar? Onu ne belirler?

Meta üretiminin ekonomik yasasına değer yasası denir. Değer yasası, metaların değişimi, onların üretimi için toplumsal bakımdan gerekli-emek miktarına göre gerçekleşir. Başka bir deyişle, değer yasası, metaların birbiriyle değişimin, bir değere göre yapıldığı anlamına gelir. Bu demektir ki, değişimi yapılan metalar, eşit miktarda toplumsal bakımdan gerekli emek içerirler. Bundan dolayıdır ki, bir metanın fiyatı (fiyatın, değerin para biçiminde ifadesi olduğunu anımsayalım) kendi değerine tekabül etmelidir. “Ekonomi Politik” kitabında “Bir meta değerinin, başka bir metanın değeri ile belirlenebilir hale gelmesi, değerin tam yada gelişmiş biçimidir” [2] der Nikitin. Ve devam eder; “Meta üretimin çoğalması ve değişimin genişlemesi, tek bir eşdeğerin kabûlünü zorunlu kıldı, çünkü, genel eşdeğer olarak kullanılan metaların birbirinden farklı olmaları, değişimin gelişmesini zorlaştırıyor, genişleyen pazarın gereksinimleriyle çelişkiye düşüyordu.

11 Nisan 2018 Çarşamba

Kripto paranın Ekonomi Politiği-I

Kripto paranın Ekonomi Politiği-I
H.GÜRER
11 Nisan 2018

Bu makale, günümüz klasik para olgusunun ve mevcut sistemin tarihsel oluşumunu, gelişmesini, döngüsünü ve mantığını özetlemeye çalışmakla kalmayacak, geleceği şekillendirecek, sistemleri ve yaşamı değiştirecek kripto paraların dünyayı nasıl değiştireceğine de dikkat çekmeye çalışacak. Şüphesiz ki, eksik tonlarca yan kalacaktır. Kapitalist iktisat ekonomisi üzerine yüzyıllardır binlerce kitap yazılırken bizim bunu eksiksiz olarak bir makalede sunmamız zaten gerçekliğe aykırı olurdu. Burada amaç küçük verilerle bir yaklaşım ortaya koyarak perspektif çizmek, bilinç ışımasına küçük bir katkıda bulunmak. Geleceği şekillendirecek ve gerek klasik kapitalizmin gerekse onun iktisat yasalarını alt üst edecek çok önemli bir gerçeğe; kripto paralara dikkat çekmek!

19 Ocak 2018 Cuma

İran’da geleceğini arayan halk hareketleri… (IV)

(DOSYA: İran ve Ortadoğu!)
H.GÜRER
19 Ocak 2018

Geçmişten bu yana Türkiyeli ‘sol’ güçler, dünyanın dört bir yanında gelişen halk isyanlarına karşı üstün “analizlerinde” bulunurken, her zaman “arkasındaki emperyalist odaklar” şüphe ve endişesiyle, gelişen halk hareketlerine ve başkaldırılara egemen güçlerin “oyunu-tezgahı-planı ve kontrolleri altında sürdüğü vb.” perspektifinden yaklaşır oldu. Bu yaklaşımı tümden reddetmemekle birlikte, önemsenip hesaba katılması gereken bir nokta olduğunu belirtelim. Ancak, işin bu yanı hesaba katılırken, gerçekçi bir analiz, gerçekçi bir değerlendirme ve çözümleme için toplumsal ayaklanmaların iç ve dış çelişkilerini, onları harekete geçiren dinamikleri de çok yönlü irdelemek doğru ve bilimsel olan yöntem olacaktır. Hele de, uzun yıllardır İslamcı-baskıcı-gerici ve sömürücü molla rejimi ile yönetilen İran’da kitleler sokağa dökülüyorsa, bu sistemle toplumun derin çelişkilerini, isyan yelkenini “dış güçlerin rüzgarı”yla doldurmaya hiç de gerek kalmayacak kadar haklı gerekçeleri olduğunu bilmek gerekir. 

16 Ocak 2018 Salı

İran’da geleceğini arayan halk hareketleri… (III)

(DOSYA: İran ve Ortadoğu!)
H.GÜRER
16 Ocak 2018

“Tarih, tarihi bilmeyenler ve ondan
ders çıkarmayanlar yüzünden tekerrür eder…”

Tahran'da bir araya gelen 100.000'i aşkın kadın, başörtüsü takmanın 
zorunlu hale getirilmesini protesto etti. 8 Mart 1979.
1979 İran İslam Devrimi’ni gerçekleştiren Humeyni Şah rejimini yıkarak demokratik bir ülke kuracağı vaadiyle toplumun her kesiminin desteğini almıştı. İranlı kadınların desteğini de alan Humeyni en büyük darbeyi yine İranlı kadınlara yapacaktı. Humeyni’nin referandumlarına katılıp oy kullanan kadınlar demokrasi beklerken taşlanarak recm edilme yasaları çıkınca ve recm edilmeye başlayınca gerçeği gördüler. Ama her şey için artık çok geçti. Seçme-seçilme hakkı, resmi nikah yapma vb. hakları Şah döneminde verilmiş olan İranlı kadınların tüm hakları erkeğin ve imamların eline bırakılmıştı. 1979’da Humeyni’nin getirdiği başörtüsü takma ve dini kurallara göre giyinme zorunluluğuna karşı 8 Mart 1979’da yüzbin kadının sokaklara dökülmesine karşın durum değişmeyecekti. İranlı kadınlar şeriatla beraber kabuğuna çekildi… Bugün sosyal, siyasal ve ekonomik baskıya en çok maruz kalan İranlı kadınlar, bu cenderenin parçalanması için en önde mücadele ediyorlar…

10 Ocak 2018 Çarşamba

İran’da geleceğini arayan halk hareketleri… (II)

(DOSYA: İran ve Ortadoğu!)
H.GÜRER
11 Ocak 2018

İran’a Anglo-Sovyet işgali!
İran gibi sanayi devrimini gerçekleştirememiş geri bir ülkede, Rıza Şah Pehlevi’nin yaptığı seküler ve tepeden inme, dayatmacı ve eğitimsel yoldan değil yasakçı reformlar çarpık bir modernleşmenin yolunu da açmıştı. Yazımızın birinci bölümünde bahsettiğimiz “1929 Wall Street İflası”emperyalistlerin Dünya genelinde büyük krizine neden olmuş, bu ekonomik buhran nedeniyle Dünya genelinde ekonomik eğilimin korumacılıktan ve devletçilikten yana olması, krizi kimi genç Ortadoğu ülkeleri için; İran, Türkiye ve Afganistan’ın siyasal arenada “bağımsız” davranabilmelerinin yollarını da açmıştır. İkinci Paylaşım Savaşı aynı krizin doğrudan bir sonucu olduğunun da bir kez daha altını çizelim.


9 Ocak 2018 Salı

İran’da geleceğini arayan halk hareketleri…(I)

(DOSYA: İran ve Ortadoğu!)
H.GÜRER
9 Ocak 2018

Dünyanın gözü son günlerde İran da gerçekleşen ve her gün artarak devam eden protesto eylemlerinde. Dünyanın dört bir yanında yüzlerce kişinin, dünya medyasının İran’da neler olduğuna dair ifade ettiği bir çok şey var. Herkesin bu aktarımları yaparken izlediği metodoloji farklı. Bizim izleyeceğimiz yöntembilimimiz; kimi zaman tümdengelim[1], kimi zaman tümevarım[2] ve kimi zaman da analojik[3] olacaktır. Yani bilimsel yöntemin kullanıldığı üç akıl yürütme biçimini de uygulamaya çalışacağız.

17 Eylül 2017 Pazar

Rutinin ağırlığı; Sıkılmak!

(Kazanmak için vazgeçmek…)
H.Gürer
17 Eylül 2017

Yaşarken hayatın bizlere neler sunacağını ve neler alacağını bilmeyiz. Doğumlar ve ölümler, mutsuzluklar ve umutlar, ayrılıklar ve özlemlerle dolu şeyleri kucaklarız yaşamımız boyu. Bu belirsizlik, insanları farklı yaşam felsefeleri oluşturmaya ve farklı yaşam arayışlarına itmiştir. Kimileri için yarınlar meçhul olduğundan alfa beyin dalgasının dinginliği ve mutluluğu ile an yaşanırken, kimileri ise geçmişin hatıraları, meçhul yarınların hayal ve kaygısının yoğunluğuyla yani beta beyin dalgaları ile anı yaşamaz. O an yaşanması gerekenler meçhul yarına ertelenir. Meçhul yarınlarda yaşanılmasının hülyaları kurulur, onun için çalışılır, uğraşılır ve yaşam tüketilir. Buna ertelenmiş yaşamlar veya yaşadığı anı ıskalamak demek yanlış olmayacaktır. Bu bir çoğumuzun yaptığı hayati hatalardandır.

20 Ağustos 2017 Pazar

Bilginin iktidarı!

(Bilgi iktidar, iktidar bilgi sarmalı!)
H.GÜRER
20 Ağustos 2017

“Bilime giden düz bir yol yoktur ve ancak
onun dik patikalarında yorucu tırmanmaları göze alanlar
aydınlık doruklarına ulaşabilir…”
Karl Marks

“Tarihin itici gücü sınıf mücadelesidir” ancak çağımız ne ifade edildiği gibi “emek ve sermaye çatışması” temelinde ilerliyor, ne de proletarya ve burjuvazi bugün (21.yüzyılda) 19. ve 20.yüzyıllarda olduğu gibi keskin-açık-net ve dişe-diş bir çatışma halinde. Yani emeğin sermaye ile çatışması günlük nicel teknolojik gelişmeler ve büyük nitel teknolojik devrimlerle devam ediyor. Marksın “toplumun en temel hücresi” olarak Kapital’de yer verdiği meta, ‘Sanayi toplumu’nu karakterize ederken, bilişim-iletişim-teknoloji çağını ise ‘bilgi’ kavramı karakterize etmektedir. Zira ‘bilgi’ günümüz kapitalizmin en büyük ‘meta’sı durumuna getirilmiştir. Gelişen bilim ve teknolojinin, mevcut toplumların ekonomik ve kültürel yapısında önemli değişimlere neden olduğu gibi, gelecek kuşakların ekonomik ve kültürel oluşumunda da önemli bir rolü olmaya doğru hızla yol almaktadır.

12 Temmuz 2017 Çarşamba

“Sosyal Medya” paylaşımları ve ‘kişilik’ -V

H.GÜRER
12 Temmuz 2017

“Teknoloji insanın doğayla uğraşma biçimini,
hayatını sürdürebilmesi için gerekli olan üretim sürecini gösterir; ve böylece sosyal ilişkilerinin oluşum biçimini ve bunlardan kaynaklanan
düşünsel kavramları açığa vurur.”
Capital I: 372

Yer kürenin tüm kıtalarında, dev medya tekelleri aracılığıyla, insanlığa yönelik ideolojik saldırılarla bilinçler üzerinde daha güçlü bir hegemonya kurulmak isteniyor. Uluslararası sermaye kendisini yeniden örgütleyip üretirken, ideolojik hegemonyasını sağlama aracı olarak kullandığı medya bu reorganizasyon da önemli rol oynuyor.  Topluma egemen güçler, medya ile kitleleri manipüle edip onların rızasını yeniden-yeniden üreterek, manipüle ettiği ‘bilginin’ kontrolünü sağlayarak, kitlelerin iradesi üzerinde baskın bir hegemonya oluşturuyor. Medya (iletişim-bilişim teknolojisi vb.) egemen sınıfların, kitlelere rağmen iktidarını sürdürmede, dünya görüşümüzü ve toplumsal aklı şekillendirmede, düşünce ve davranış biçimimizin temel kaynağı haline gelip onlara yön vermede, düşüncelerini yaymada, küre-i arzı yönetmede kullanılan önemli bir ideolojik araçtır. 

10 Temmuz 2017 Pazartesi

Yeniden düşünmek!

Eleştiri mi, polemik mi, yoksa siyasal kayıtsızlık mı!?

H.GÜRER
10 Temmuz 2017

“Hareketler ve sözler uyumlu olursa
tüm dünya değişir.”
Chuang Tzu

Eleştirinin işlevini ve kimlere karşı nasıl yapılacağını, uzun ve süslü söylemlerle, ustalardan sayfalarca alıntılar yaparak aktarmaya gerek duymuyorum. Zira, bu yazının muhatapları tüm bunları pekala biliyorlar! Ancak şunu belirtmekte fayda var, bizler dostlarımızı eleştiririz; onları ve hatalarını düzeltmek, değiştirip-dönüştürmek, geliştirip yetkinleştirmek ve birlikte yetkinleşmek için. Rencide etmez, aşağılamayız!

Yazının muhataplarından biri “Canım biraz Hasan Aksu’yla uğraşmak istiyor!” yazısını yazan Ali Kara Hanoğlu. Diğeri ise bu yazıyı yayınlayan ve aynı zamanda "köşe yazarı" olduğumuz Kaypakkayahaber.com sitesi. Geçerken belirteyim, aynı sitenin köşe yazarı olma “hukuku” bu yazıyı yazmamın nedenlerinden yalnızca biri! Diğeri ise; insanları bu üslûp, tarz, yöntem ve dil ile şekillendirilmesine karşı oluşum ve büyük bir tehlike olarak görüşümdür! En önemlisi ise, nasıl yaşadığımız, yaşarken neler yaptığımız ve nasıl öleceğimiz yeni kuşaklara şekil vereceğine inandığımdandır!

5 Temmuz 2017 Çarşamba

“Sosyal Medya” paylaşımları ve ‘kişilik’ -IV

H.GÜRER
5 Temmuz 2017

Teknoloji bilgisayarla, sanal âlem ise İnternet ile yaşamımıza girdi. İnternetin gelişip yaygınlaşmasıyla sanal serüvenine başlayan insan, akıllı telefon ve android uygulamalarla bunu bir üst aşamaya çıkardı. Sabahın ilk saatinde kurduğu alarmı kapatmak için eline aldığı telefon ile sanala bağlanmaya başlayan insanın, reel yaşama dönmesi güçleşti. Gündelik alışkanlıkları, davranış ve yemek yiyişi, hatta WC’ye gidişine kadar her şeyi değişti. Giysilerimizin vücut şeklimizi biçimlendirip şekillendirmesindeki etkisi gibi, kullandığımız teknoloji de algımızdan, düşünüş ve yaşam tarzımıza, uzuvlarımızı kullanmaya kadar bizi biçimlendirip şekillendirmektedir. İşte bu vb. birçok nedenden ötürü teknoloji CEO’larının bu teknolojiyi kendileri ve çocuklarının kullanmadığını biliyor muydunuz? Hatta kendilerinin de akıllı olmayan telefonlar kullanarak bunun nedenini soranlara “akıllı telefon kullanacak kadar boşa harcayacak zamanım yok” dedikleri de bir sır değil.

29 Haziran 2017 Perşembe

“Sosyal Medya” paylaşımları ve ‘kişilik’ -III


H.GÜRER
29 Haziran 2017

İletişim araçları her dönem insanlar üzerinde önemli etkilere sahip olmuştur. Bu araçlar kimi zaman kitleleri etkileyip yönlendirirken, kimi zaman onları izleme, denetleme ve kontrol altına almada önemli role sahip oldu. Bu rolü de her geçen gün artarak devam ediyor. Bu araçları en iyi kullananlar ise her daim egemen güçler olmuştur.

Toplumları yönetme işinin, bilinen üç temel yöntemi vardır. Biri; yıldırma-korkutma ve sindirmedir. İkincisi; kandırma ve manipüle etmektir. Üçüncüsü ise inandırmaktır. Yıldırma, korkutma, kandırma ve manipüle etme kısa sürelidir. İnandırmak en zorudur ama uzun süre boyunca etkindir. Bunun için de egemenlerin kitlelere kendi düşüncelerini yayabilecek, benimsetip inandıracak güçlü ideolojik aygıtları vardır. Bu, yargı-yasama ve yürütme aygıtlarının daha üstünde bir güç olan, dördüncü güç denilen “Medyadır!” Medya algımız, eğer hâlâ TV ve gazeteler ise, bu önemli bir yanılgıdır. Çünkü medya günümüzde iletişim, bilişim teknolojisinin kendisidir!

20 Haziran 2017 Salı

“Sosyal Medya” paylaşımları ve ‘kişilik’ -II

H.GÜRER
20 Haziran 2016

Yazımızın birinci kısmında, işin psikopatolojik vakalar bölümüne kısaca değinmeye çalıştık. Bu bölümde de yer yer değineceğiz ancak daha çok yapılan paylaşımların egemen güçler tarafından sınıflandırılıp, bu araçları bilinçsizce kullananları farkında olmadan nasıl yönlendirdiklerine değinmeye çalışacağız.

Yazılara sıklıkla gelen yorumlar “çok uzun yazmışsın, zaman yok okumaya” oluyor. Oysa ben kütüphanemde binlerce sayfa kitap okumak için uğraşıyorum, okuyamadığım her gün suçluluk duygusu yaşıyorum. Ancak sanal âlemde uzun saatler mesai yapanların bir paragraflık yazıların dışındaki yazıları okuyacak zamanı olmuyor! Bunu da “zaman yok” diyerek açıklıyorlar. Oysa aynı kişiler zamanlarını dünyanın en aptal, en saçma troll videolarını paylaştıklarını, yine aynı içerikteki twitter ve face yorumları altında günlerce polemikler yaptığını görebiliyoruz.

15 Haziran 2017 Perşembe

"Sosyal Medya" paylaşımları ve ‘kişilik’ -I

H.GÜRER
15 Haziran 2017

“Sosyal medya” paylaşımları denilen, özünde “sanal alem” olan bu alandaki hastalıklara, yozlaşmaya, kişilik ve ahlaki tükenişe dikkat çekmek gerekiyor. Bunun için yazı boyunca ifadelendirmeyi “sanal alem” olarak kullanmayı doğru buluyorum. Zira, “sosyal medya” olarak ifade edilmesini ise kısmen bir manipülasyon olarak görürken, ifade anlamını tam karşılığıyla bulmadığını düşünüyorum. Sosyalleşmek orada olmak, direkt yaşamak, temas etmektir! Mekanik biçimiyle ifade edecek olursak, gözlerinin içine bakmak, yüz mimiklerini görmek, dokunmak, o an’ı aynı hava koşullarında yaşamaktır. Canlı iletişimdir. Oysa sanal alemde yalnızca ekrana bakıyoruz!

Türkiyelilerin İnternet ve sanal alemde zaman geçirme de dünya lideri konumunda olduğunu biliyor muydunuz? Bu durum, kullanımda ve onca zaman geçirme süresinde, ihtiyaçları karşılama temelli değil, gerçeği yaşa(ya)mayan, sanal alemde ‘yaşayan’ bir toplumun gerçekliğini ifade ediyor!

11 Haziran 2017 Pazar

‘Diplomatik’ Katar kuşatması!

H.GÜRER
11 Haziran 2017




Doğa ve toplumsal olayları doğru anlamak ve gerçeği bulmak, onları doğru inceleyip analiz etmekten geçer. Bunun için de izlenen metot büyük önem taşır.  Doğa ve toplumsal olayları araştırma, inceleme, bilgi edinme metodumuz diyalektik, aynı olguları analiz edip yorumlamamız ise materyalist olmak zorundadır. Ancak diyalektik materyalizmin bilimsel kuralları esas alınarak doğa ve toplumsal olaylar/gelişmeler doğru incelenebilir ve siyasal olaylarla ekonomik çıkarlar arasındaki ilişkiler ortaya koyulabilir. Sosyal dünyaya bilimsel bakmak, anlamak ve analiz etmek ampirik görüngülerle değil, tarihsel, yapısal, karşılıklı bağlantılar, eylemsel ve değişken bir bakışla ele almakla mümkündür. Bu bağlamda, güncel gelişmeleri, çok gerilere gitmeden, yakın tarihsel olgulara mercek tutarak irdelemeye çalışalım.

30 Nisan 2017 Pazar

Anglo-Sakson ittifakı ve Arap Sünni-NATO’su!

Türkiye devrimci hareketine birkaç söz:
H.GÜRER
30 Nisan 2017


16 Nisan referandumundan sonra özel olarak devrimci basına göz gezdirip bir şeyler aradım. Öyle ya, her hareketin bir nedeni ve bir sonucu olduğu gibi, bir yorumu bir analizi, çıkarsanılacak dersleri de vardır! Referandum öncesi tavrını “Hayır” ve “Boykot” olarak açıklayan devrimci hareketin çeşitli kanatlarının, seçim sonrası süreci değerlendiren, belirledikleri tavırların referandum sonrası kazanım ve kayıplarının muhasebesini yapan bir yaklaşım görmedim. Hiç bir şey olmamış böyle bir süreç yaşanmamış gibi… Bu referandumun bölge ve dünya halkları açısından önemi, özel olarak da Ortadoğu da halkları nelerin beklediğini öngören hiçbir analiz, çözümleme ve bunlar ışığında bir perspektif sunma durumuyla karşılaşmadım. Öyle ki, Devrimci hareketin on-yıllardır olduğu gibi daha acil daha yakıcı gündemleri var; kendi içine kapanıp iç çatışmalarla kendisini zayıflatmak! Aşağıda göreceğiz ki, uluslararası güçler şu veya bu şekilde “ittifak” ve “birlik”lerini pekiştirirlerken devrimci güçler on-yıllardır olduğu gibi pratikleriyle “ayrışmayı” derin teorik ufkuyla “arınma”yı savunuyor…