H.GÜRER
16 Aralık 2014
“Pencereye çıktığında,
Birileri
bedel ödediği içindir!”
Kitaplığımda Hasan Kıyafet’in “İşkence öyküleri” kitabına
değdi bakışlarım. İçim üşüdü. Bakışlarım sarsıldı. Baş ağrıtan, insanın
yüreğini görülmez ellerle sıkan, nefesini kesen, kan akışını durduran o
tarifsiz koku, işkencehanelerde ki o koku sarstı beni bir an. O kokunun
sözcüklerde yeri yok! “Bir daha işkence öyküleri dinlemeyecek, okumayacak,
anlatmayacağım” demiştim yıllar önce. Ancak, toplumun her kesmine kanıksatılan,
toplumsallaştırılan sistematik bir işkence döngüsünü işliyor sistem. Ve mevcut
sisteme dönük “baş kaldırı” ve “aykırı” özelliklerine sahipseniz, işkence
görmekten, öykülerini dinlemekten, anlatırken ve yazarken işkencelere
değinmekten kaçınamazsınız! İşte bu yazı, böylesi bir kaçınılmazlığın sonucu
yazıldı!
