Strateji etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Strateji etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

10 Temmuz 2017 Pazartesi

Yeniden düşünmek!

Eleştiri mi, polemik mi, yoksa siyasal kayıtsızlık mı!?

H.GÜRER
10 Temmuz 2017

“Hareketler ve sözler uyumlu olursa
tüm dünya değişir.”
Chuang Tzu

Eleştirinin işlevini ve kimlere karşı nasıl yapılacağını, uzun ve süslü söylemlerle, ustalardan sayfalarca alıntılar yaparak aktarmaya gerek duymuyorum. Zira, bu yazının muhatapları tüm bunları pekala biliyorlar! Ancak şunu belirtmekte fayda var, bizler dostlarımızı eleştiririz; onları ve hatalarını düzeltmek, değiştirip-dönüştürmek, geliştirip yetkinleştirmek ve birlikte yetkinleşmek için. Rencide etmez, aşağılamayız!

Yazının muhataplarından biri “Canım biraz Hasan Aksu’yla uğraşmak istiyor!” yazısını yazan Ali Kara Hanoğlu. Diğeri ise bu yazıyı yayınlayan ve aynı zamanda "köşe yazarı" olduğumuz Kaypakkayahaber.com sitesi. Geçerken belirteyim, aynı sitenin köşe yazarı olma “hukuku” bu yazıyı yazmamın nedenlerinden yalnızca biri! Diğeri ise; insanları bu üslûp, tarz, yöntem ve dil ile şekillendirilmesine karşı oluşum ve büyük bir tehlike olarak görüşümdür! En önemlisi ise, nasıl yaşadığımız, yaşarken neler yaptığımız ve nasıl öleceğimiz yeni kuşaklara şekil vereceğine inandığımdandır!

30 Nisan 2017 Pazar

Anglo-Sakson ittifakı ve Arap Sünni-NATO’su!

Türkiye devrimci hareketine birkaç söz:
H.GÜRER
30 Nisan 2017


16 Nisan referandumundan sonra özel olarak devrimci basına göz gezdirip bir şeyler aradım. Öyle ya, her hareketin bir nedeni ve bir sonucu olduğu gibi, bir yorumu bir analizi, çıkarsanılacak dersleri de vardır! Referandum öncesi tavrını “Hayır” ve “Boykot” olarak açıklayan devrimci hareketin çeşitli kanatlarının, seçim sonrası süreci değerlendiren, belirledikleri tavırların referandum sonrası kazanım ve kayıplarının muhasebesini yapan bir yaklaşım görmedim. Hiç bir şey olmamış böyle bir süreç yaşanmamış gibi… Bu referandumun bölge ve dünya halkları açısından önemi, özel olarak da Ortadoğu da halkları nelerin beklediğini öngören hiçbir analiz, çözümleme ve bunlar ışığında bir perspektif sunma durumuyla karşılaşmadım. Öyle ki, Devrimci hareketin on-yıllardır olduğu gibi daha acil daha yakıcı gündemleri var; kendi içine kapanıp iç çatışmalarla kendisini zayıflatmak! Aşağıda göreceğiz ki, uluslararası güçler şu veya bu şekilde “ittifak” ve “birlik”lerini pekiştirirlerken devrimci güçler on-yıllardır olduğu gibi pratikleriyle “ayrışmayı” derin teorik ufkuyla “arınma”yı savunuyor…

13 Mart 2017 Pazartesi

AKP’nin siyaset yapma Algoritması!

Hollanda ve Türkiye arasında yaşanan “krizi” nasıl okumalıyız?!
H.GÜRER
13 Mart 2017

Türkiye, 16 Nisan 2017 tarihinde gerçekleşecek olan “anayasa ve başkanlık sistemi referandumu” için, dünya da eşi benzeri görülmemiş “seçim çalışmaları”na başladı. Sınır ötesi seçim çalışmalarının bir ayağını da Hollanda olarak belirleyen AKP, 11 Mart Cumartesi günü Hollanda Rotterdam şehrinde ‘referandum kampanyası programı’ organize etmek istedi. Bu etkinliğe katılmak isteyen Türkiye Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’na, Hollanda hükümeti Dışişleri Bakanı Bert Koenders telefon ederek; “Hollanda’da referandum kampanyası yapmanızı istemiyoruz. Gelmeyin…” demesine karşın, Çavuşoğlu istenmediği bu ülkeye gitmekte kararlı olduğunu açıklamış, programını iptal etmeyeceğini duyurmuştu. Bu gelişmelerin ardından başlayan “diplomatik kriz” nasıl okunmalıdır? Buraya gelmeden kısa birkaç açıklama yapmak, süreci daha sağlıklı okumak açısından faydalı olacaktır.

25 Ocak 2017 Çarşamba

Fazıl Say’a…

Yanlış sorular, doğru cevapları bulmanıza yardımcı olmaz!

H.GÜRER
25 Ocak 2017

Sayın Fazıl Say, Instagram hesabından bugün (25 ocak 2017) aşağıdaki yazısını yanda ki dergi kapağı ile paylaştı. Bizde kendisine yanıt vermeye çalıştık. Önce sayın Say’ın yazısını ardından yanıtımızı yayınlıyoruz. 

“Bu kişisel bir konu gibi gözükmesine rağmen, aslında hepimizin konusudur...  Amacım rahatsızlık vermek değil, dikkatli okunmasını özellikle MEB ve Kültür Bakanlığı çevrelerinin okumasını, ve bir sonuca varmasını isterim, İki konumuz var; ilki Ankara'daki bir müzik festivalinin siyasi davranışları, ikincisi milli eğitimin yeni müzik müfredatı. Lucas ve Arthur Jussen, Hollandalı piyano ikilisi, iki genç sanatçı, sosyal medyadan bir çok kere ben de paylaştım kendileri için yazdığım "gece" ( night) isimli eseri dünyadaki her konserlerinde çalıyorlar. Deutsche Grammaphon firması için de kayıt ettiler. Ocak ayı sonunda Ankara'da konser verecekler, yeni bir festival varmış, hükümetten destek alan bir organizasyon olduğu söylendi; Şimdi, bu Ankara'daki festivalin, Hollandalı piyano ikilisinin programından benim eserimi niye çıkarttırttığını , neden genç ikiliye "bu eseri çalmayın" dediklerini öğrenmek istiyoruz. Bu sonuçta -sözü filan bile olmayan- virtüöz bir enstrumental eserdir. Konuyu büyütmek istemiyorum. Bir açıklama yeterli olacaktır. Hollanda elçiliği de konuyu bilse iyi olur. Kültür bakanı da. Bunları sormak bestecinin hakkıdır. Sonuçta; bu şekilde Programdan çıkarma, sansüre girer, belli bir prosedürü vardır. 

Fazıl Say’a…

Yanlış sorular, doğru cevapları bulmanıza yardımcı olmaz!
H.GÜRER
25 Ocak 2017

Sayın Fazıl Say, Instagram hesabından bugün (25 ocak 2017) aşağıdaki yazısını yanda ki dergi kapağı ile paylaştı. Bizde kendisine yanıt vermeye çalıştık. Önce sayın Say’ın yazısını ardından yanıtımızı yayınlıyoruz.

“Bu kişisel bir konu gibi gözükmesine rağmen, aslında hepimizin konusudur...  Amacım rahatsızlık vermek değil, dikkatli okunmasını özellikle MEB ve Kültür Bakanlığı çevrelerinin okumasını, ve bir sonuca varmasını isterim, İki konumuz var; ilki Ankara'daki bir müzik festivalinin siyasi davranışları, ikincisi milli eğitimin yeni müzik müfredatı. Lucas ve Arthur Jussen, Hollandalı piyano ikilisi, iki genç sanatçı, sosyal medyadan bir çok kere ben de paylaştım kendileri için yazdığım "gece" ( night) isimli eseri dünyadaki her konserlerinde çalıyorlar. Deutsche Grammaphon firması için de kayıt ettiler. Ocak ayı  
    sonunda Ankara'da konser verecekler, yeni bir festival varmış, hükümetten destek alan bir organizasyon 
    olduğu söylendi; Şimdi, bu Ankara'daki festivalin, Hollandalı piyano ikilisinin programından benim eserimi
    niye çıkarttırttığını , neden genç ikiliye "bu eseri çalmayın" dediklerini öğrenmek istiyoruz.

23 Aralık 2016 Cuma

Gelişimin Diyalektiği

Ritmik gelişim ve toplumsal/kıtasal/evrensel dönüşüm...
H.GÜRER
23 Aralık 2016

“İnsan bilmediklerinin esiridir, öğrendikçe özgürleşir” der Sipinoza. Bilginin önemine, bilgisizliğin esaretine değinir. Bilgi, insan topluluklarının tarihsel gelişim evrelerinde önemli bir yere sahiptir. Topluluklarla başlayan bilgi serüveni, yine onlar tarafından kaydedilerek, kullanılarak, değerlendirilerek, geliştirilerek, kuşaktan kuşağa aktarılıp arşivlenerek sonsuzluğa doğru yol alır.

Latince “Sapere aude” yani “Bilmeye cesaret et!” ifadesi, esasen bilgiyi edinme serüveninin ‘kolay’ ve ‘basit’ bir eylem olmadığını vurgulamaktır. Keza dönemin en önemli Romalı şairlerinden Horatius’un kullandığı haliyle “Kendi aklınla düşünmeye cesaret et!”dir… Kant, bu deyiş ile, 18.yy Avrupa’sında başlayan “Aydınlanma çağı”nın felsefesini özetleyecektir.

25 Temmuz 2014 Cuma

Cumhurbaşkanlığı seçimleri ve tavrımız!..

H.GÜRER
Temmuz, 2014

Toplumsal değişimler, şüphesiz ki  kitlesel mücadelelerle sağlanır! Ancak bu durum, geniş kitleleri örgütleyecek ve kucaklayabilecek esnek ve taktik politikalara baş vurul(a)mayacağı anlamına gelmez!

Türkiye Devrimci Hareketin tarihi, seçimler karşısında adeta bir "politikasızlık" halini alan "boykot" ile yıllarca başvurulan yöntem(sizlik)den ibaret ola gelmiştir. Kitlelerin katılacağı toplumsal alt-üst oluşlar, kitlelere öncülük iddiasında bulunan hareketlerin, "somut durumun somut tahlilleri"ni yaparak, somut ve taktiksel yelpazesi geniş politikalar belirlemekle mümkün olacaktır.

14 Nisan 2008 Pazartesi

"Tanrıların Alacakaranlığı"

"Tanrıların Alacakaranlığı"
Marks’ın,artı-değer teorilerini yazarken, Kapital’in ikinci cildinin
Onyedinci bölümünde sermayeyi tanımlarken vardığı sonuçtur bu!
Bu sözler günümüze uyarlandığında söylene bilinir ki;
“Sermayenin alaca karanlığı”
Yada Marksın o beylik sözüyle;
“Burjuvazi için kıyamet günü”

H.GÜRER
14 Nisan 2008

Cenevre Halkevi 13.Kongresi Siyasi Perspektif Yazısı:
Genel Olarak Avrupa’da, Özel Olarak da İsviçre’de Siyasi ve Ekonomik Durum
Ve
Görevlerimiz!

Göç ve Göçmenlik olgusu;
Tarih, insan topluluklarının kitleler halinde veya bireysel olarak yer yüzü coğrafyasının bir bölgesinden bir başka bölgesine savaşlar, açlık, daha iyi şartlarda yasama isteği (ekonomik nedenler) gibi sebeplerden dolayı sürekli göç halinde olduğunu hep yazmaktadır.

2 Ocak 2005 Pazar

Echelon, Promis, Mernis - Ölüm mangaları ve arka kapı!

H.GÜRER
Ocak 2005

Kapitalizm yalan,  demogoji ve zulüm üzerinde durur, bu onun varoluş biçimidir. Çünkü, bir avuç asalağın emekçilerin sömürüsü üzerine kurulu saltanatı anlamına gelen kapitalizm, sömürülen sınıfların varolan sömürü sisteminin doğalmış, normalmiş gibi, kadermiş gibi alternatifsiz ve değişmezmiş gibi algılanmasını sağlamak zorundadır. Tarih içerisinde gelmiş geçmiş tüm sömürücü sınıflar gibi burjuvazide bunu sağlayamadığı zaman düzenini daha fazla sürdüremeyeceğini bilir. Bu yüzden ezilenlerin bilincini çarpıtmak,  karartmak ve dumura uğratmak için binlerce yanılsama yaratır. Ancak bunu hiçbir zaman tam olarak başaramamıştır ve başarması da mümkün değildir.  Çünkü işçi sınıfı kendi içinden yanılsamaları aşarak sınıf bilincini kuşanan,  yükselten öncülerini, devrimcileri çıkarır. Bu, Kapitalizmin önlemeyi başaramayacağı en önemli çelişkisidir. Burjuvazi bunu önleyemediği oranda en azından denetlemek, kontrol edebilmek ister, bu anlamda toplumu izlemek ister. Kapitalist devlet böyle bir paranoya üzerinden ayakta tutar.