ceren karatepe etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ceren karatepe etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Aralık 2016 Pazartesi

Yapraklar dökülürken anacağım seni…

Mazlum’a…
H.GÜRER
12 Aralık 2016

Altın sarısı yaprakların, dallarından düştüğü şu günler gelip çattı yine. Zamanı yontan mevsimleri ardımıza alıp, rüzgarın kanatlarına takılan anıları biriktirmekte geride kalanlarımız. Ve batan her şafak, katilimiz oluyor.

Geçen yıl bugün, yine burada, aynı yerde oturmuş, aynı ağaçların, karşımda çırılçıplak soyunuşunu izlemiştim. Sonra kalkıp seninle yürüdüğümüz aynı tenha yoldan yürüyerek, ruhumla baş başa sohbet etmiştim. Apansız illegal buluşmalarımızın adresiydi bu tenha sokak. Bu sokakta Neuchâtelli yoldaşın “Mazlum artık yok” dediği haberle öğrenmiştim seni yitirdiğimizi. Altın sarısı yaprakların, dallarını terk edişindeki doğanın o doğal devinimine uymuştun. Oysa “uyumsuzun” tekiydin. Saman alevi gibi birden alevlenir birden sönerdin. Erken kızardın. Homurdanarak çekip gider, gülümseyerek, gözlüklerinin çerçeveleri yetmezmiş gibi alttan-alta bakarak geri gelirdin.

4 Ağustos 2016 Perşembe

Üşüyen Ağustos güneşi…

Ceren Ayfer Karatepe’nin anısına…

H.GÜRER
4 Ağustos, 2016

Hafif acılar konuşabilir; ama derin acılar dilsizdir.

Bir insan ne zaman Ölür? Şüphesiz, onu hatırlayan son insan öldüğünde! Ve sizi en son hatırlayacak insanın ölmesine daha çok var…

Yitimler yaşar insan, büyük acılar yaşar. Hayat kavramsızlaşır, duygular dilini yitirir. İnsan da! Anlatamaz hissettiklerini. Tüm yitimler sessizdir aslında ve yitimi yaşayanlar, kendi acı çığlığında boğulurlar. Yaşamayanlar sağır ve kördür. Çünkü yitimlerin o ağır boşluğunu gönül gözüyle bakmayan göremez. Gönül kulağıyla dinlemeyen duyamaz. Yüreğinin derinliğinde yaşamayan hissedemez. Göremediği şeyler insanın ‘körlüğüdür’. Hissedemediği şeyler duygusuzluğu. Yitimler duyguların dilini de alır götürür beraberinde, bunun karşısında gönülden körleşenlere, yitimleri ve acısını anlatamazsın.

9 Ağustos 2015 Pazar

Gecenin sol yanağında, küçük bir buse...

H.GÜRER
8 Ağustos, 2015


6 Ağustos Perşembe günü İsviçre YDG sorumlularından genç bir yoldaşın “bana ulaşır mısın?” diye gelen e-maili ile, kendisini aradığımda trafik kazasında senin yaşamını yitirdiğini, babanın komada olduğunu, 3 yoldaşımızın ise yaralandığı haberini öğrendim. O vakit yer çekiminin hacmi daha çok hissedilir oldu bedenimde. Sonra Atina’yı, ardından Kavala’yı aradığımda, günün şahdamarı kesilmişti artık. Zaman kendi gölgesinde yaşlandı. Gün, çocuklarına ay emziren annelerin acısıyla sarsılmıştı. Bu acı, Ortadoğu’da bir tank, Suruç’ta gençleri katleden adi bir bombaydı patladı yüreğimizde. Tüm bu acılar yetmedi ki, buna sen de dahil oldun. Acıyan yaralarımızı, daha büyük acılarla sarmak yine bizim payımıza düştü. Senin açtığın yeni yara, eski yaraları da kanattı be güzelim... Şimdi senden geriye birbiriyle yer değiştiren hüzünler kaldı.