12 Eylül 2013 Perşembe

İklim değişiklikleri ve ekolojik kriz!

İklim değişiklikleri ve ekolojik kriz!

(Küresel ısınma, susuzluk, kirlilik, nükleer atıklar ve yer kürenin hali!) başlıklarını içeren bu çalışma, ARAŞTIRMA-İNCELEME karakterli bir çalışmadır.

Şubat 2004 yılında 197 sayfayı kapsayan bu çalışma, Broşür formatında sınırlı sayıda baskısı yapılarak yine sınırlı insanı kapsayacak tarzda dağıtımı yapılmıştır. Aynı dönemde bir çok Araştırmacı ve Yazarın daha nitelikli çalışması bulunduğundan Hacimli bir çalışma olmasına karşın, kitaplaştırılması düşünülmemiştir!

H.GÜRER


1 Eylül 2013 Pazar

Uyuşturucuya karşı eğitim dizisi...


Açıklama:



Bu çalışma, Nisan 2005 yılında hazırlanan 79 sayfalık bir broşür çapındadır! 

Uyuşturucuya karşı eğitim dizisi olarak ele alınan bu çalışma, aynı zamanda İsviçre'nin Neuchâtel, Basel ve Zürich şehirlerinde ise paneller şeklinde verilmiştir.


H.GÜRER

1 Mart 2012 Perşembe

"Küçük" ama etkili bir emperyalist gücün portresi; İsviçre!

 “Küçük” ama etkili bir emperyalist gücün portresi: İsviçre!

H.GÜRER

Ülkelerin ekonomik büyüklüğünün ve o ülkelerdeki ‘insanlarının zenginliklerinin’ en doğru, en dürüst ve en gerçekçi cevabını o ülkenin kişi başına düşen yıllık “Gayri Safi Yurtiçi Hasıla” (GSYH) verir. Aşağıdaki yazımızda verilerini Dünya Bankası, Uluslararası Para Fonu gibi kaynaklar baz alınarak hazırlanan istatistiki verilere dayanmaktadır.

İsviçre 8 milyon nüfusuyla “Dünyanın en küçük ama en zengin 10 ülkesi” arasında yer alan ve gelir dağılımında dünya genelinde kişi başına düşen 81.000 dolar GSYH[1] (burada verilen gelir dağılımı kesinlikle herkese aynı oranda düşmüyor!) ile dünya zenginliğinin yedinci sırasında duran bir ülke. Hem de bunu, topraklarında petrol, enerji, maden, tarımsal ve kimyasal mamulleri olmadan başaran bir ülke!

3 Ocak 2011 Pazartesi

Hoşçakal 2010, Merhaba 2011

“Mümkünün son sınırlarına,
imkansızı elde etmek için çabalayanlar ulaşabilir ancak.
Çünkü, gerçekleşmiş imkanlar,
zorlanmış imkansızlıkların sonucudur…”

H.GÜRER
01 Ocak, 2011

Her şey bir karşılıkla vardır yaşamda. Tohumun karşılığı topraktır örneğin. Ve toprak tohuma hayat vererek güzelleşmiştir. Filizin sonucu tohum’dur, dönüp toprağa düşmek ve çoğalmak üzere filizlenmiştir. Tarih ise karşılığına yaşam düşürerek tarih oldu. Zorla ıkındırdı ve her ileriyi/her yeniyi zorla doğurdu! Çünkü tarih yapan halk, zalimane bir şiddetin altında ezildi, sömürüldü, sağıldı. Karşılığı “özgürlük” oldu bunların.


5 Eylül 2010 Pazar

Irkçılık!..

Şuradan iki ‘yabancı’ kolu,
bir tane mülteci dalağı ve birde göçmen beyni ver.
Hee, sakın geri kalanları ise ülkelerine göndermeyi unutma!..

H.GÜRER
Eylül, 2010

Bilindiği üzere Türkiye’de 12 Eylül 1980 darbecilerinin oluşturmuş olduğu “Anayasa”nın 30 yıl sonra 26 maddesinin değiştirilmesi ‘şatafatlı’ bir referandumla gerçekleştirildi. Türkiye böylesi bir referandumu ardında bırakırken, İsviçre’de ise çeşitli konularda değişik referandum çalışmaları söz konusu. Deyim yerindeyse Eylül ay’ı, referandumlar geçidi bir ay oldu. Dileğimiz, İsviçre’de ki referandumların sonuçları, işçilere ve göçmen emekçilerin aleyhine olmasın!..

2 Haziran 2010 Çarşamba

Ortaçağ Karanlığına Çarpıp Aydınlık Saçan Kuyruklu Yıldızlar!..

H.GÜRER
Haziran, 2010

Bilimsel devrimler de, sosyal devrimler gibi, uzunca bir süreci kapsayan, kimi zaman sancılı geçen ve kimin zaman da ağır bedelleri zorunlu ve kaçınılmaz kılan devrimlerden biridir. Hele bahsi geçen devrimler, insanlık tarihinin karanlık sayfaları olarak bilinen Ortaçağ karanlığı döneminde ise, çok daha güç, ağır ve sancılı bedeller verilerek ilerletilmiştir. Çünkü ortaçağ dönemi, insanlık açısından her yönüyle dünyanın üstüne çöken gri, sisli bir kabustur. Ve tarih sayfalarında öyle de kalacaktır!.. 

3 Nisan 2010 Cumartesi

“Tüm katiller cezalandırılır, tabi büyük sayıda ve trampet sesleri eşliğinde öldürmedilerse!“[1]

H.GÜRER
Nisan 2010

             Geçtiğimiz günlerde bir katilin daha “eceli“ ile öldüğünü açıkladı medya. Deniz, Yusuf ve Hüseyin’in ölüm yıldönümlerine yakın şu günlerde, hem bu saygı değer üç devrimci önderi anmak, hemde onların katline karar kılan, kalem kıran bir katili tekrar-tekrar lanetlemek için yazmak gerektiğine inanıyorum.