18 Temmuz 2017 Salı

Gözyaşı sürülen yaralar…


(Srebrenitsa  soykırımı anısına...)
H.GÜRER
18 Temmuz 2017

Uzun çok uzun yıllardır karmaşık duygularındaki temel tonu özlem oluşturuyordu. Özlemek, tıpkı aletsiz bir işkence aracı gibi duygularını acıtan bir işleve sahipti. Olmadık şeyler kendisini geçmişe götürür, aklının alyuvarlarında hatıralarını sakladığı kristal küre her defasında düşüp kırılır, anıları dağılırdı dört bir yana. Sonra, bir çocuğun serpilmiş misketlerini toplar gibi anılarını toplardı hüzünle ve acı çekerek. Haşarı çocukluğunun gölgesini astığı badem ağaçlarına, hatıralarını saklayan lâl sokaklara, anıların üzerine kurulu evlerine, sevdiklerine ve yaşanmışlıklara bitimsiz bir özlem duyardı. Gece ağlayan karıncalar gibi, kalbi hüzünle titreyerek kalırdı zamanın acımasız kapılarında. Binlerce kilometre uzakta sürgünde duyumsardı çiçek açmış badem ağaçlarının kokusunu. Tıpkı bir koleksiyoncu gibi hayalleri ve hatıraları damıtarak biriktirirdi. Her onlara dönüp baktığında ürkek bir kuş gibi konacak yer arardı yüreği.


12 Temmuz 2017 Çarşamba

“Sosyal Medya” paylaşımları ve ‘kişilik’ -V

H.GÜRER
12 Temmuz 2017

“Teknoloji insanın doğayla uğraşma biçimini,
hayatını sürdürebilmesi için gerekli olan üretim sürecini gösterir; ve böylece sosyal ilişkilerinin oluşum biçimini ve bunlardan kaynaklanan
düşünsel kavramları açığa vurur.”
Capital I: 372

Yer kürenin tüm kıtalarında, dev medya tekelleri aracılığıyla, insanlığa yönelik ideolojik saldırılarla bilinçler üzerinde daha güçlü bir hegemonya kurulmak isteniyor. Uluslararası sermaye kendisini yeniden örgütleyip üretirken, ideolojik hegemonyasını sağlama aracı olarak kullandığı medya bu reorganizasyon da önemli rol oynuyor.  Topluma egemen güçler, medya ile kitleleri manipüle edip onların rızasını yeniden-yeniden üreterek, manipüle ettiği ‘bilginin’ kontrolünü sağlayarak, kitlelerin iradesi üzerinde baskın bir hegemonya oluşturuyor. Medya (iletişim-bilişim teknolojisi vb.) egemen sınıfların, kitlelere rağmen iktidarını sürdürmede, dünya görüşümüzü ve toplumsal aklı şekillendirmede, düşünce ve davranış biçimimizin temel kaynağı haline gelip onlara yön vermede, düşüncelerini yaymada, küre-i arzı yönetmede kullanılan önemli bir ideolojik araçtır. 

10 Temmuz 2017 Pazartesi

Yeniden düşünmek!

Eleştiri mi, polemik mi, yoksa siyasal kayıtsızlık mı!?

H.GÜRER
10 Temmuz 2017

“Hareketler ve sözler uyumlu olursa
tüm dünya değişir.”
Chuang Tzu

Eleştirinin işlevini ve kimlere karşı nasıl yapılacağını, uzun ve süslü söylemlerle, ustalardan sayfalarca alıntılar yaparak aktarmaya gerek duymuyorum. Zira, bu yazının muhatapları tüm bunları pekala biliyorlar! Ancak şunu belirtmekte fayda var, bizler dostlarımızı eleştiririz; onları ve hatalarını düzeltmek, değiştirip-dönüştürmek, geliştirip yetkinleştirmek ve birlikte yetkinleşmek için. Rencide etmez, aşağılamayız!

Yazının muhataplarından biri “Canım biraz Hasan Aksu’yla uğraşmak istiyor!” yazısını yazan Ali Kara Hanoğlu. Diğeri ise bu yazıyı yayınlayan ve aynı zamanda "köşe yazarı" olduğumuz Kaypakkayahaber.com sitesi. Geçerken belirteyim, aynı sitenin köşe yazarı olma “hukuku” bu yazıyı yazmamın nedenlerinden yalnızca biri! Diğeri ise; insanları bu üslûp, tarz, yöntem ve dil ile şekillendirilmesine karşı oluşum ve büyük bir tehlike olarak görüşümdür! En önemlisi ise, nasıl yaşadığımız, yaşarken neler yaptığımız ve nasıl öleceğimiz yeni kuşaklara şekil vereceğine inandığımdandır!

5 Temmuz 2017 Çarşamba

“Sosyal Medya” paylaşımları ve ‘kişilik’ -IV

H.GÜRER
5 Temmuz 2017

Teknoloji bilgisayarla, sanal âlem ise İnternet ile yaşamımıza girdi. İnternetin gelişip yaygınlaşmasıyla sanal serüvenine başlayan insan, akıllı telefon ve android uygulamalarla bunu bir üst aşamaya çıkardı. Sabahın ilk saatinde kurduğu alarmı kapatmak için eline aldığı telefon ile sanala bağlanmaya başlayan insanın, reel yaşama dönmesi güçleşti. Gündelik alışkanlıkları, davranış ve yemek yiyişi, hatta WC’ye gidişine kadar her şeyi değişti. Giysilerimizin vücut şeklimizi biçimlendirip şekillendirmesindeki etkisi gibi, kullandığımız teknoloji de algımızdan, düşünüş ve yaşam tarzımıza, uzuvlarımızı kullanmaya kadar bizi biçimlendirip şekillendirmektedir. İşte bu vb. birçok nedenden ötürü teknoloji CEO’larının bu teknolojiyi kendileri ve çocuklarının kullanmadığını biliyor muydunuz? Hatta kendilerinin de akıllı olmayan telefonlar kullanarak bunun nedenini soranlara “akıllı telefon kullanacak kadar boşa harcayacak zamanım yok” dedikleri de bir sır değil.

29 Haziran 2017 Perşembe

“Sosyal Medya” paylaşımları ve ‘kişilik’ -III


H.GÜRER
29 Haziran 2017

İletişim araçları her dönem insanlar üzerinde önemli etkilere sahip olmuştur. Bu araçlar kimi zaman kitleleri etkileyip yönlendirirken, kimi zaman onları izleme, denetleme ve kontrol altına almada önemli role sahip oldu. Bu rolü de her geçen gün artarak devam ediyor. Bu araçları en iyi kullananlar ise her daim egemen güçler olmuştur.

Toplumları yönetme işinin, bilinen üç temel yöntemi vardır. Biri; yıldırma-korkutma ve sindirmedir. İkincisi; kandırma ve manipüle etmektir. Üçüncüsü ise inandırmaktır. Yıldırma, korkutma, kandırma ve manipüle etme kısa sürelidir. İnandırmak en zorudur ama uzun süre boyunca etkindir. Bunun için de egemenlerin kitlelere kendi düşüncelerini yayabilecek, benimsetip inandıracak güçlü ideolojik aygıtları vardır. Bu, yargı-yasama ve yürütme aygıtlarının daha üstünde bir güç olan, dördüncü güç denilen “Medyadır!” Medya algımız, eğer hâlâ TV ve gazeteler ise, bu önemli bir yanılgıdır. Çünkü medya günümüzde iletişim, bilişim teknolojisinin kendisidir!

20 Haziran 2017 Salı

“Sosyal Medya” paylaşımları ve ‘kişilik’ -II

H.GÜRER
20 Haziran 2016

Yazımızın birinci kısmında, işin psikopatolojik vakalar bölümüne kısaca değinmeye çalıştık. Bu bölümde de yer yer değineceğiz ancak daha çok yapılan paylaşımların egemen güçler tarafından sınıflandırılıp, bu araçları bilinçsizce kullananları farkında olmadan nasıl yönlendirdiklerine değinmeye çalışacağız.

Yazılara sıklıkla gelen yorumlar “çok uzun yazmışsın, zaman yok okumaya” oluyor. Oysa ben kütüphanemde binlerce sayfa kitap okumak için uğraşıyorum, okuyamadığım her gün suçluluk duygusu yaşıyorum. Ancak sanal âlemde uzun saatler mesai yapanların bir paragraflık yazıların dışındaki yazıları okuyacak zamanı olmuyor! Bunu da “zaman yok” diyerek açıklıyorlar. Oysa aynı kişiler zamanlarını dünyanın en aptal, en saçma troll videolarını paylaştıklarını, yine aynı içerikteki twitter ve face yorumları altında günlerce polemikler yaptığını görebiliyoruz.

15 Haziran 2017 Perşembe

"Sosyal Medya" paylaşımları ve ‘kişilik’ -I

H.GÜRER
15 Haziran 2017

“Sosyal medya” paylaşımları denilen, özünde “sanal alem” olan bu alandaki hastalıklara, yozlaşmaya, kişilik ve ahlaki tükenişe dikkat çekmek gerekiyor. Bunun için yazı boyunca ifadelendirmeyi “sanal alem” olarak kullanmayı doğru buluyorum. Zira, “sosyal medya” olarak ifade edilmesini ise kısmen bir manipülasyon olarak görürken, ifade anlamını tam karşılığıyla bulmadığını düşünüyorum. Sosyalleşmek orada olmak, direkt yaşamak, temas etmektir! Mekanik biçimiyle ifade edecek olursak, gözlerinin içine bakmak, yüz mimiklerini görmek, dokunmak, o an’ı aynı hava koşullarında yaşamaktır. Canlı iletişimdir. Oysa sanal alemde yalnızca ekrana bakıyoruz!

Türkiyelilerin İnternet ve sanal alemde zaman geçirme de dünya lideri konumunda olduğunu biliyor muydunuz? Bu durum, kullanımda ve onca zaman geçirme süresinde, ihtiyaçları karşılama temelli değil, gerçeği yaşa(ya)mayan, sanal alemde ‘yaşayan’ bir toplumun gerçekliğini ifade ediyor!

11 Haziran 2017 Pazar

‘Diplomatik’ Katar kuşatması!

H.GÜRER
11 Haziran 2017




Doğa ve toplumsal olayları doğru anlamak ve gerçeği bulmak, onları doğru inceleyip analiz etmekten geçer. Bunun için de izlenen metot büyük önem taşır.  Doğa ve toplumsal olayları araştırma, inceleme, bilgi edinme metodumuz diyalektik, aynı olguları analiz edip yorumlamamız ise materyalist olmak zorundadır. Ancak diyalektik materyalizmin bilimsel kuralları esas alınarak doğa ve toplumsal olaylar/gelişmeler doğru incelenebilir ve siyasal olaylarla ekonomik çıkarlar arasındaki ilişkiler ortaya koyulabilir. Sosyal dünyaya bilimsel bakmak, anlamak ve analiz etmek ampirik görüngülerle değil, tarihsel, yapısal, karşılıklı bağlantılar, eylemsel ve değişken bir bakışla ele almakla mümkündür. Bu bağlamda, güncel gelişmeleri, çok gerilere gitmeden, yakın tarihsel olgulara mercek tutarak irdelemeye çalışalım.

9 Haziran 2017 Cuma

Anlatımların tahayyül sınırlarını aşan, tahammülü mümkün olmayanın tarifi ile: İZ belgeseli




Geçtiğimiz aylarda 12 Eylül darbesini gerçekleştirenler “zaman aşımı” ile aklandı. Tabii bu durum “yetmez ama evet”çilerin hoşuna gitmemiş olabilir. Çünkü görmek istemedikleri fakat ülkenin bir gerçekliği olan faşizmin devletin ta kendisi olduğunu… Onun içindir ki Koçgiri, Dersim, Zilan, Roboski, Suruç ve Ankara katliamının asıl faillerinin devlet olduğu gerçeğini savunanlar ve teşhir edenler 12 Eylül’de Amed Zindanlarında yaşatılanları da asla ve asla unutmayacak, “darbecilerle” zaman aşımına bırakmayacak!

5 Haziran 2017 Pazartesi

Kartal’da insan hakları ihlalleri konuşuldu


Kartal Belediyesi İşçi Komitesi, Hasan Ali Yücel Kültür Merkezi’nde “12 Eylül’den günümüze uygulamalar ve insan hakları ihlalleri” başlıklı panel ve ‘İZ’ adlı belgesel gösterimi yapıldı. 

Kartal Belediyesi Kültür Müdürlüğü’nün katkılarıyla düzenlenen panelde 12 Eylül sonrasından günümüze kadar uzanan insan hakları ihlalleri konuşuldu.

Hasan Ali Yücel Kültür Merkezi’nde düzenlenen panelin moderatörlüğünü Kartal Belediyesi Personeli Özgür Ağgez yaparken, İnsan Hakları Derneği Genel Başkan Yardımcısı Av. Gülseren Yoleri, Kartal Hukukçular Dernek Başkanı Av. Gazi Uzun, Barış Akademisyeni Özgür Müftüoğlu ve KHK ile ihraç edilen Eğitim-Sen üyesi Hüda Yıldırım panelist olarak katıldı. 

4 Haziran 2017 Pazar

Kartal Belediyesi işçileri 'İz' filmi gösterimi yaptı…


Kartal Belediyesi işçilerinin düzenlediği belgesel gösteriminde 12 Eylül döneminde Diyarbakır Cezaevi’nde yaşananları ele alan 'İz' filmi yer aldı.

www.evrensel.net
Yasemin TİRYAKİ
İstanbul
4 haziran 2017

Kartal Belediyesi işçileri belgesel film gösterimi düzenledi. 12 Eylül darbesi döneminde Diyarbakır Cezaevi’nde yaşanan işkenceleri konu olan ve yapım ve yönetmenliğini Hakan Gürer’in yaptığı “İz” isimli filmi gösterimi öncesi panel düzenlendi. Panelde konuşan Özgür Müftüoğlu, “Bizim çocuklarımız için, torunlarımız için, barışı, insan haklarını, hukukun üstünlüğünü her şeye rağmen savunmaya devam etmemiz lazım” çağrısını yaptı. 

31 Mayıs 2017 Çarşamba

Kartal Belediyesi İşçi Komiteleri’nden “İz” filmi gösterimi…

H. Merkezi: www.kartal24.com

Kartal Belediyesi İşçi Komitesi, bir açıklama yayımlayarak 12 Eylül askeri darbesinin işkencelerinin en ağır halinin yaşatıldığı Diyarbakır 5 Nolu zindanını anlatan İZ belgeselinin gösterimini yapacağını duyurdu.

Kartal Belediyesi İşçi Komiteleri yaptıkları açıklamalarında, “Biliyorsunuz, Ankara Cumhuriyet başsavcılığı 12 Eylül askeri darbesini gerçekleştiren ve sonrasında görev alan isimler hakkında yürütülen soruşturmaya “zaman aşımı” gerekçesiyle takipsizlik kararı verdi. Bu karar ile 12 Eylül artık yargılan(a)mayacak! Bizler, İstanbul Kartal Belediyesi İşçi Komitesi olarak, Genel olarak 12 Eylül’ü ve uygulamalarını, özel olarak da dönemin Diyarbakır 5 No’lu cezaevini konu alan, Yapımcı ve Yönetmenliğini Hakan Gürer’in yaptığı İZ isimli belgesel filmin, güncel gelişmeleri ve süreci kapsadığını düşündüğümüz için gösterimini gerçekleştireceğiz” dedi. 

30 Mayıs 2017 Salı

Beyoğlu sineması

Diyarbakır 5 No’lu cezaevinde yaşanan olaylar, uygulanan işkence ve cinayetler hakkında birçok kitap yazıldı. Şairler şiirle, müzisyenler ezgileriyle, ressamlar ise kara kalem ve fırçaları ile anlatmaya çalıştılar. ‘İZ’ belgeseli ise, tüm bunları yaşayan ve tanıklık eden kişilerin kendileri tarafından izleyiciye aktarıyor. Bu aktarım, dönemin video, fotoğraf, gazete ve resmi belge arşivlerinden, izleyenlere sunuluyor…

‘İZ’ Belgeseli, 35 yılı aşkın bir süreyi kapsayan, ancak hâlâ travması toplumda sürmekte olan, bu cezaevindeki uygulamaları 2011 yılında araştırmakla yola çıktı. Bu cezaevinde uzun yıllar kalan ve işkence mağduru olan 88 kişi ile görüşüldü ve bunlardan 34 kişinin öyküleri kayıt altına alınarak hazırlandı. Ayrıca kayıt altına alınan 34 kişinin öykülerinin kitaplaştırılma çalışmaları da sürmektedir...

Kartal Belediyesi İşçi Komiteleri’nden “İz” filmi gösterimi...

H. Merkezi: Kartal Belediyesi İşçi Komitesi, bir açıklama yayımlayarak 12 Eylül askeri darbesinin işkencelerinin en ağır halinin yaşatıldığı Diyarbakır 5 Nolu zindanını anlatan İZ belgeselinin gösterimini yapacağını duyurdu.

Kartal Belediyesi İşçi Komiteleri yaptıkları açıklamalarında, “Biliyorsunuz, Ankara Cumhuriyet başsavcılığı 12 Eylül askeri darbesini gerçekleştiren ve sonrasında görev alan isimler hakkında yürütülen soruşturmaya “zaman aşımı” gerekçesiyle takipsizlik kararı verdi. Bu karar ile 12 Eylül artık yargılan(a)mayacak! Bizler, İstanbul Kartal Belediyesi İşçi Komitesi olarak, Genel olarak 12 Eylül’ü ve uygulamalarını, özel olarak da dönemin Diyarbakır 5 No’lu cezaevini konu alan, Yapımcı ve Yönetmenliğini Hakan Gürer’in yaptığı İZ isimli belgesel filmin, güncel gelişmeleri ve süreci kapsadığını düşündüğümüz için gösterimini gerçekleştireceğiz” dedi. 

23 Mayıs 2017 Salı

ÇAĞRI!


Tüm Halkımızı Etkinliğimize Katılmaya Davet Ediyoruz!

23 Mayıs 2017

Ankara Cumhuriyet başsavcılığı 12 Eylül askeri darbesini gerçekleştiren ve sonrasında görev alan isimler hakkında yürütülen soruşturmaya “zaman aşımı” gerekçesiyle takipsizlik kararı verdi. Bu karar ile 12 eylül artık yargılan(a)mayacak!

Bizler, İstanbul Kartal Belediyesi İşçi Komitesi olarak, Genel olarak 12 eylülü ve uygulamalarını, özel olarak da dönemin Diyarbakır 5 No’lu cezaevini konu alan, Yapımcı ve Yönetmenliğini Hakan Gürer’in yaptığı İZ isimli belgesel filmin, güncel gelişmeleri ve süreci kapsadığını düşündüğümüz için gösterimini gerçekleştireceğiz.

Belgesel filmin gösteriminin ardından, kısıtlı zaman içinde 12 eylül askeri darbesi ve günümüzde ki uygulamalara ve insan hakları ihlallerine ilişkin çeşitli kurumların temsilcileri ile küçük bir panel yapacağız.